Alamut'u (Vladimir Bartol, Koridor yay.) okurken dikkatimi çekti. Ferhat ile Şirin hikâyesinin İran varyantı. Bizim Ferhat Şirin'e kavuşmak için dağı delmişti, bu Ferhat dağda Şirin'in heykelini yapmış. Bizim Ferhat nakkaştı, bu heykeltıraş. İki Ferhat'a da Şirin'in öldüğü yalanı söylenir. Bizim Ferhat elindeki külüngü havaya fırlatınca külünk başına çarpıp ölür, İranlı Ferhat ise baltayla intihar eder. Bizim Ferhat ile Şirin yan yana gömülüp mezarlarında güle dönüşür, onlardaysa nar ağacına...
İki halk yüzyıllarca komşu olunca, dinsel, tarihsel, sosyokültürel yakınlık da olunca kültürleri ne kadar benziyor birbirine.. Sadece divan edebiyatında değil halk edebiyatında da var bu ortaklıklar. Ferhat ile Şirin öyküsü de bunlardan biri.
![]() |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder